Aile ve Boşanma Süreci DanışmanlığıAlternatif Çözüm YöntemleriArabuluculuk YöntemleriBireysel Koçluk ve DanışmanlıkKariyer DanışmanlığıKriz Psikolojik DanışmanlığıKrize Müdahale YöntemleriKurumsal DanışmanlıkOnline DanışmanlıkTerapi Yöntemleri

Aşk Kavramı

Atlas Çözüm

  1. Kavram Olarak Aşk

Aşk karmaşık bir duygu, düşünce ve davranışlar bütünüdür. Bu yüzden tanımlaması zordur. Bilişsel etkinliğin devre dışı kaldığı, emosyonel etkinliğin devrede olduğu öznel bir süreçtir. Cinsel uyarılma sonucu oluşan agresif bir enerji ve sevilen kişiye yönelik bedenin verdiği duyarlı bir tepkidir (Atak ve Taştan, 2012).

Aşkın genel olarak kabul edilen tanımı “aşk”ın diğer bir kişi için hissedilen, kuvvetli, tutkulu bir sevgi olduğudur. Türk Dil Kurumu sözlüğü ise “aşk”ı “aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi, amor” olarak tanımlamaktadır. “Aşk” kelimesi ise etimolojik olarak Arapça “sarmaşmak”, “sıkı bir şekilde sarılmak” fiilinden gelmektedir (Tufan ve Yaluğ, 2010).

“Aşk her şeydeki iyiyi ve güzeli görebilmektir. Her şeye ibret nazarıyla bakıp ders alabilmek ve şükredebilmektir.” Şems-i Tebrizi

Aşk süreci zihinde oluşturulan ‘ideal’ imgeyi tutkuyla arzulamak üzerine biçimlenir. Salgılanan bazı biyokimyasalların etkisi ve beynin içinde bulunan bazı yapılar nedeniyle kişi gerçekteki kişiye değil, kafasında hayal ettiği kişiye aşık olur. Karşısındaki kişiyi güzel ve kusursuz olarak algılar. İdeal olan ve gerçekte olan arasındaki fark edildiğinde aşk ilişkisi ya olumlanarak güvenli sevgi ilişkisine ya da olumsuzlanarak nefretle harmanlanacak sancılı bir sürece evrilir. Yani aşk geçici bir durumdur (Karasu, 2013).

“Aşk şifa verici biricik ilkedir, ıstıraplarımızı yatıştırdığı, bizi uyuşturduğu için değil, derûnumuzu çelişkiler içinde diri tuttuğu için.

Aşk, daima aşk, umut ve aydınlık.

İnsan sevilmek istediği için sever ve fakat aşık olunmak istediği için aşık olmaz, çünkü aşk çıkardan azadedir.

Aşk bir ayrıcalıktır, seçilmiş olmak gerek!

Ruhun abdesti: aşk

Hayal gücü… aşk’ın en büyük suç ortağı!

Aşk hasret demek.

Aşık olmadıkça, insan, hangi yanına yenik düşeceğini bilemez.

1.Eğilim (meyl-temayül)

2.Arzu (şevk-iştiyak)

3.İstek (irade)

4.Sevgi (mehabbet)

5.Tutku (aşk)

Ruhun bu devinim aşamalarına güç-kudret eşlik etmezse birer kuru heves olarak kalırlar; yani meylini “irade”, şevkini “aşk” sanma aldanırsın ey talib!”

Dücane CÜNDİOĞLU

Aşk hemen hemen her insanın yaşamının bir döneminde en az bir kez yaşamayı umut ettiği duygusal bir deneyimdir. Bu yüzden tarihten günümüze dek bütün toplumlarda var olmuş ve bütün kültürlerde kendine yer bulmuş bir kavramdır. Eski çağlardan beri edebiyat ve sanat eserlerinde en çok işlenen temalardan biri olmuş, yakın dönemde de psikoloji bilimi içerisinde çalışılmaya başlanmıştır. Her kuramcı aşkı kendi bakış açısına göre ele almış, farklı aşk tanımları ve kuramları ortaya koymuştur. Kimi araştırmacı aşkı bireysel ve toplumsal özelliklere, kimi evrimsel psikolojiye, kimi nöropsikolojiye dayanan bulgulara göre açıklamıştır. Aşkın farklı kişiler için farklı şeyler ifade ediyor oluşu araştırmacıları aşk türlerini sınıflandırmalarına sebep olmuştur. Aşk türlerinin farklılığını açıklamak aşkı tanımlamaktan daha zordur. Herkes için geçerli olan evrensel bir aşk çeşidinin olduğunu söylemek yanlış olur (Atak ve Taştan, 2012).

2. Maslow ve Aşk

Aşk önceden beri bizi yaşamda daima ileriye götüren harekete geçirici bir güç olarak algılanmıştır. Bu bağlamda Maslow aşkı kişiyi güdüleyen duygusal bir ihtiyaç olarak ele almış ve iki tür aşk olduğunu söylemiştir. Birincisi kişinin güvensizliğiyle gelişen ve cinsellik gibi düşük düzeydeki bir ihtiyacı karşılamaya yönelik motivasyonu ifade eden yetersizlik aşkı, ikincisi ise, yüksek düzeyde duygusal ihtiyaçları içeren ve özellikle kendini ve diğerini gerçekleştirme isteğini ifade eden “aşık olmaktır” (Atak ve Taştan, 2012).

3. Freud ve Aşk

Freud aşkı cinsel nesnelerin peşinden türü korumaya yönelik olarak koşan cinsel içgüdülerle özdeşleştirmiştir. Libido terimini ise sadece cinsel dürtülerin sahip olduğu enerjiyi anlatmak üzere kullanır. Freud cinsel içgüdünün diğer içgüdüler toplamı olduğunu savunmuştur. Her bir isteğin kaynaklandığı bedensel bölgeler (erojen bölgeler) farklıdır. Bu bölgeler dokunulduğunda hoşlanma duygusu veren bedenin duyarlı deri ve mukoza kısımlardır. Libido bu hoşlanma duygusu ile coşkular kuramından alınmış bir ifadedir. Freud’a göre sevgi ile kastedilen kavramın çekirdeği (yaygın olarak aşk denen ve şairlerin söylediği şey) hedefi cinsel birleşme olan sevgiden ibarettir. Freud’un düşüncesi şudur: Aşk yoktur, libido vardır (Freud, 2017).

4. Varoluşçu Psikoloji ve Aşk

Varoluşçu psikologlar aşkı varoluşsal bir problem olan ölüme karşı verilen bir isyan tepkisi ve yaşama anlam katan bir amaç olarak görmüşlerdir. Bu kuramcılar insan ruhunun derinliklerini ve insanı insan yapan özelliklerini yok sayarak aşkı elektrokimyasal ve bilişsel bir devinim süreci olarak düşünmenin insanı bir makine, bir hayvan gibi görmek olduğunu öne sürer (Karasu, 2013).

Bir varoluşçu kuramcı olan Rolla May’in insanların aşkı neden kaybettiğini ve bulamadığını anlattığı “Aşk ve İrade” kitabında kayıtsızlığın aşk ve iradeyle yakından ilişkili olduğunu söyler. May’e göre aşk heyecan, coşku ve tutku içeren bir süreçtir. Aşkın zıddı nefret değil kayıtsızlıktır. Kayıtsızlık hissetmekten geri çekilme, ilgisizlik, etkilenmeme anlamına gelir. İradenin zıddının kararsızlık değil önemli olaylara ilgisiz kalmak, onlardan ayrı durmak, onlarla ilişki kurmamaktır. Aşk ve irade arasında da karşılıklı ilişki vardır. Her ikisinin de bir yerlere ulaşma, dünyaya yönelme, bu cansız dünyada diğerlerini etkileme ve kendini onlardan etkilenmeye açma arayışında olma; dünyayı kendi isteklerine uygun hale getirme, biçimlendirme, dünyayla ilişki kurma ya da dünyanın kendisiyle ilişki kurmasını talep etme sürecinde olan kişiyi tanımladıkları için zorunludur (May, 2010).

Kitabın 1.bölümünde May aşkın libido (cinsellik, şehvet), eros (üretme/ yaratma dürtüsü), filia (dostluk/ kardeş sevgisi) ve agape/ caritas (ötekinin refahı için adanmış sevgi) olarak dört çeşit aşk türünü kapsadığını ve gerçek bir aşk deneyiminin bu dördünün bir karışımından oluşabileceğini vurgulamıştır (Tufan ve Yaluğ, 2010).

5. Evrimsel Psikoloji ve Aşk

Evrimsel yaklaşıma göre aşkın temelinde cinsellik yani üreme güdüsü vardır. Aşk eylemlerinin ilk amacı türü devam ettirmektir. İnsanlar üreme açısından değerli bir eşi kendine çekmek için karşı cinsin üyeleri tarafından arzulanan bazı kaynakları sergilemesi gereklidir. Kadınlar ve erkekler birbirlerinden farklı kaynak gösterilerinde bulunur. Erkekler, kadınların doğurganlık, fiziksel çekicilik, gençlik, güzellik, sağlık, yaş gibi üretkenlik değerlerine göre yatırımda bulunup bulunmayacağına karar verir. Kadınlar da aynı şekilde erkeğin zenginlik, statü, çalışkanlık v.b ipuçlarına bakarak eş seçiminde bulunur (Diamond, 2016)

6. Shaver, Hazan ve Bradshaw’ın Bağlanma Kuramı

Bowlby’nin bağlanma kuramına göre, her insanın yakın duygusal bağlar kurmaya ihtiyacı vardır ve bağlanma ilişkisi kişinin psiko-sosyal gelişimini etkiler. Shaver ve arkadaşları da Bowlby’nin kuramından hareketle içsel çalışma modelleri, bu modellerin kişiliğe yansımaları ve Ainsworth’un bağlanma türlerine ilişkin görüşlerini romantik aşka uyarlamaya çalışmışlardır. Bu bağlamda kişilerin bebeklikteki bağlanma stillerinin, aşık oldukları kişilerle ilişkilerini belirlediğini savunmuşlardır.

Bu görüşe göre, güvenli bağlanma gerçekleştirenler başkalarına yaklaşmaktan ve başkalarının kendilerine yaklaşmasına izin vermekten rahatsız olmazlar ve terk edilme korkusu duymazlar. Kaçınan bağlananlar, başkalarına fazla yakın olmaktan rahatsız olurlar çok fazla samimiyete ve yakınlığa izin vermezler. Başkalarına bağlanmak ve güvenmek onlar için güçtür. Kaygılı bağlananlar ise, aşık oldukları kişilerin kendilerini yeterince sevmediğini düşünürler ve eşleriyle mümkün olduğu kadar sıkı bir yakınlık kurmak isterler. Bu tür bağlananlar, sürekli olarak aşık oldukları kişiyi kaybetme korkusu yaşarlar (Atak ve Taştan, 2012).

7. Aşk Stilleri Kuramı

Bilindiği üzere gökkuşağındaki bütün renkler kaynağını üç ana renkten (kırmızı, sarı ve mavi) almaktadır. Lee de bundan hareketle aşk stilleri kuramını ortaya atmıştır. Bu kurama göre aşkın renkler gibi birden çok boyutu olabileceğidir. Bu bağlamda çok boyutlu aşk biçimleri tanımlamıştır.

Lee’ye göre insan nasıl farklı renkleri tercih edebiliyorsa, aynı şekilde farklı aşk türlerini de tercih edebilir. Bunu geçmişte yaşadığı aşk deneyimlerine bakarak görebilir. Lee üç ana aşk çeşidi olduğunu, diğer aşk çeşitlerinin bu üç ana aşkın bileşimiyle oluştuğunu söyler. Eros, ludus ve storge aşkın birincil renklerini, mania, pragma ve agape ikincil renklerini oluşturur. Bu ikincil stiller, birincil stillerin parçalarının bileşimi olarak ifade edilebilir. Bu altı aşk stili mantıksal olarak birbiriyle ilişkilidir ve her bir stil, diğer stillerden farklı özelliklere sahiptir (Atak ve Taştan, 2012).

  1. Eros (tutkulu aşk)
  2. Ludus (oyun gibi aşk)
  3. Storge (arkadaşça aşk)
  4. Mania (bağımlı aşk)
  5. Pragma (mantıklı aşk)
  6. Agape (özgeci aşk)

8. Sternberg’in Üçgen Aşk Kuramı

1980’li yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda  ortaya atılan kurama göre aşkın içinde “yakınlık”, “tutku” ve “bağlanma”  olmak  üzere üç öğe bulunmaktadır. Bu öğelerin farklı kombinasyonlarından “8 aşk türü”  oluşmaktadır. Bu üç öğe, bir üçgenin üç açısındaki her bir noktaya denk gelmektedir. Bundan dolayı, Sterberg’in kuramı “Üçgen Aşk Kuramı” olarak adlandırılmıştır (Gökdağ, Kayaoğlu ve Kırel, 2011).

Üçgen Aşk Kuramına Göre Aşk Türleri

Aşkın bileşenleri (yakınlık, tutku ve bağlanma) ve bunların birbirleri arasındaki ilişki 8 farklı aşk türünü oluşturur. Bunlar;

  1. Beğenme/Hoşlanma (Yakınlık):
  2. Çılgınca aşk (Tutku)
  3. Boş aşk (Bağlanma)
  4. Romantik aşk (Yakınlık+Tutku)
  5. Arkadaşça aşk (Yakınlık+Bağlanma)
  6. Aptalca aşk (Tutku+Bağlanma)
  7. Mükemmel aşk (Yakınlık+Tutku+Bağlanma)
  8. Aşksızlık

https://www.youtube.com/watch?v=7YxNU9PGZCw

https://www.youtube.com/watch?v=a9YKPAqwGt8

https://www.youtube.com/watch?v=4pKTU1NUlAA

Kaynakça

  1. Atak, H. ve Taştan, N. (2012). Romantik ilişkiler ve aşk. Psikiyatride güncel yaklaşımlar dergisi, 4(4), 520-546.
  2. Diamond, J. (2016). Seks neden keyiflidir. (S. Gül, Çev.). İstanbul: Varlık Yayınevi.
  3. Freud, S. (2017). Aşkın psikolojisi. (C. İdemen, Çev.). İstanbul: Cem Yayınevi.
  4. Gökdağ, R., Kayaoğlu, A. ve Kırel, Ç. (2011). Sosyal Psikoloji. (S. Ünlü, Ed.). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Web Ofset Tesisleri.
  5. Karasu, M. (19 Kasım 2013). Aşkın kökeni. 26 Mayıs 2018, https://mehmetkarasu.blogspot.com.tr/2013/11/askn-kokeni.html.
  6. May, R. (2010). Aşk ve irade (5. Baskı). İstanbul: Okuyan Us Yayınevi.
  7. Tufan, A.E ve Yaluğ, İ. (2010). Aşk fenomeni ve sevgi İlişkilerinin nörobiyolojisi. Psikiyatride güncel yaklaşımlar dergisi, 2(4), 443-456.
  8. http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2017/05/arzu.html
  9. http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2013/01/nicin-olmasin-tanri-dahi-asik-olur.html
  10. http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2012/11/adi-ask.html?q=a%C5%9Fk
  11. http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2013/02/erilden-erile-askin-sirri.html?q=a%C5%9Fk
  12. http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2013/10/turkcede-ask-yapilmaz-asik-olunur.html?q=a%C5%9Fk
  13. http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2013/01/nicin-olmasin-tanri-dahi-asik-olur.html?q=a%C5%9Fk

Dipnot: Bu yazı 2018 yılında Gaziantep Üniversitesi İnsan Psikolojisi ve İletişim Tezsiz yüksek lisans ‘Yaşam Dönemleri ve Uyum Problemleriyle Başa Çıkma’ dersi kapsamında hazırlanmıştır.

Etiketler
Daha Fazla Göster

Atlas Çözüm

Uzman Psikolog Ebru ÖZATLAS | Araştırma, Eğitim, İletişim, Yönetim & Gelişim Uzmanı - Aile & Boşanma Süreci Danışmanı/ Arabulucu - Terapist

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı