Aile ve Boşanma Süreci DanışmanlığıAlternatif Çözüm YöntemleriArabuluculuk YöntemleriBireysel Koçluk ve DanışmanlıkKariyer DanışmanlığıKriz Psikolojik DanışmanlığıKrize Müdahale YöntemleriKurumsal DanışmanlıkOnline DanışmanlıkTerapi Yöntemleri

İnkâr Düzeneği

Atlas Çözüm

Düzenek mekanizma, plan, tasarı anlamına gelmektedir. İngilizce karşılığı “Denial” olan inkâr ise bir şeyin varlığını kabul etmemek, tanımamak, bilmemek, yok saymak, yadsımak, yanlışlamak, yalanlamak, değillemek, yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini, görmediğini söylemek, yaptığını saklamak demektir. İnkâr bir savunma mekanizmasıdır. İnsanlar kendilerini acıdan, zarardan ve stresten korumak amacıyla bilinçli ya da bilinçdışı olarak bir yaşantıyı, olayı, durumu veya gerçeği inkâr edebilir. Kişi kabullenme evresine geçip gerçekle yüzleşeceği gibi sonuna kadar inkâr etmeye davam da edebilir. Son ile kast edilen olguya ve kişiye göre değişir. Bu ahiret, mezar, ölüm, kayıp, ayrılık, cezaevi, hakikat, zarar, acı, hüzün anlamlarına gelebilir. Ortak nokta ise sonun inkar eden için korku ve kaygı duyarak kaçındığı yer ve durum olduğudur.

Hakim ve savcılar kadar maruz kaldığım ve aşina olduğum bir savunma taktiğidir “Sonuna Kadar İnkar”. Gerçeği ortaya çıkarmak için deliller kadar sezgi ve mantık da gereklidir. Gerçeğe ulaşmak, emin olmak ve kalbi yatıştırmak için yalan ipuçlarını okuma konusunda bilgi sahibi olmanın yanında iç dünyadan gelen mesajlara (özellikle vicdanın sesine) karşı da duyarlı olmalıdır. Cezaevine düştüğünden beri işledikleri suçu kabul etmeyen, delillerin ortada olmasına ve kendisini işaret etmesine rağmen suçunu inkar eden ve itiraf etmeyen mahkumların inkar etmesinin altında yatan nedenler üzerine düşünürsek, bu kişiler ya gerçekten suçsuz, kader kurbanı ya da söyledikleri yalana önce kendilerini inandırmışlar.

Clinton Kuralı: Yatakta yakalansan bile inkar edeceksin.


Söylediğiniz yalana önce kendiniz inanmalısınız. (Kendini kandırma)


“Söylediğiniz yalan ne kadar büyükse o kadar çok kişi inanır.” Adolf HİTLER


“Yalan söyleyeceksen kısa olsun.” İtalyan Atasözü


“Ey talip, yalanın en kötüsü doğruya en yakın olanıdır; en yalın olanı yani. Gösterişli yalanlardan korkma, böylesi yalanlara kananlara da üzülme. Ahmaklar yalanlarla beslenirler çünkü. Yalan gıdalarıdır. Üzerinde ne kadar sos, ne kadar süs varsa, o kadar iyidir, o kadar besleyicidir, o kadar oyalayıcıdır…” Dücane Cündioğlu 
 

“İnsan zihninin ilkel ego savunma mekanizması, beynin kaldıramayacağı kadar fazla stres üreten tüm gerçekleri reddeder. Buna “inkar” denir. İnkar insanın başa çıkma mekanizmasının önemli bir kısımını oluşturur. O olmasaydı her sabah hangi şekilde öleceğimizi düşünerek dehşet içinde uyanırdık. Bunu yapmak yerine zihinlerimiz işe vaktinde yetişmek veya vergilerimizi ödemek gibi başa çıkabileceğimiz stresle meşgul olarak varoluş korkularımızı perdeler.” Don BROWN

 Ego ve Savunma Mekanizmaları

Savunma mekanizmaları, bireyin baş edemeyeceği bir durumla ilgili ortaya çıkabilecek kaygıdan ve bu durumun yol açacağı sonuçlardan kendisini korumak ve bunu sürdürmek için bilinçsizce geliştirdiği psikolojik stratejilerdir. Kabul edilemez dürtüler tarafından oluşturulan tehditleri azaltma, “engelleme veya çatışma yoluyla doyumsuz kalan ihtiyaçların ortaya çıkardığı kaygı durumlarıyla başa çıkma mekanizmalarıdır. Tüm ilkel savunma mekanizmaları, çevredeki tehlikelerin varlığını yadsıma amacını güder. Eğer kişi tehlikeyle baş edemez ya da ondan kaçınamazsa, kullanılabilecek tek yol bu tehlikeyi “yok saymak” olur. Savunma mekanizmalarında, insanın bir dereceye kadar “kendini aldatma”sı, savunmadan çok, bir nevi “savunma” içine girmesi söz konusudur. Nitekim bu mekanizmaların kullanılması durumunda insanın kaygı düzeyini azaltan faktör de, algılamadaki bu değişikliktir.  Kuşkusuz daha sonraki gelişim dönemlerindeki bütün inkar çabalarının rakipleri, egonun algılama ve bellek fonksiyonlarıdır. Herhangi bir olay yaşamımızın ilk yıllarındaki acı verici yaşantıyı andırdığında otomatik olarak meydana gelen acı verici olay ve bunların anıları basit inkar yöntemlerini terke zorlar. Egonun ve gerçeklik ilkesinin iyi yönde gelişmesi, denemeyi ve belleği pekiştirir ve inkar eğilimini gittikçe zayıflatır. Ego zayıf kaldığı sürece inkar eğilimine yatkınlık artacaktır. Kişiler arası ilişkilerimizde iletişim kurma biçimlerimizi önemli ölçüde etkileyen ‘savunma mekanizmaları’ ego bütünlüğünün korunması için gereklidir. Ancak bu savunma mekanizmalarının sık bir biçimde kullanımı psikopatolojinin bozulduğunun habercisidir.

Bastırma ve inkar bireysel bilinç fenomeni olduğu kadar sosyal bir fenomendir de.

 

Bastırma (İçe tepme; repression)

Kişi, benimsemediği, hoşuna gitmeyen, rahatsız edici bir düşünceden uzaklaşmak ve onu kovmak ister. Bastırma ise, bilincin kabul edemeyeceği bir takım isteklerin bilinçaltına itilmesidir. İtilen bu arzular orada birer kompleks halinde saklanacak ve her fırsatta çeşitli şekillerde bilince çıkmaya çalışacaklardır.

Bastırma (içe-tepme), şahsiyette parçalanmaya yol açabilecek, kişinin ruhsal yapısına, tutumlarına ve ahlâkî değerlerine aykırı bir düşüncenin otomatik olarak bilinçaltına atılması olayıdır. Başka bir deyişle bastırma: “Toplumun örf, âdet, gelenek ve ahlâk kurallarıyla, yasaların ortaya koyduğu yasaklamalar karşısında kişinin istek ve arzularını baskı altına alan ve istek alanının dışına çıkaran bilinçdışı çaba”dır. “Unutma”, “isteksizlik”, “durgunluk” ve “dalgınlık”, kimi kez bilinç alanına kadar yaklaşan kaygıdan kurtulmak için kişiliğin denetimi ve engellemesi sonucu oluşan güncel yakınmalar ve belirtilerdir.

Bastırma sâdece isteklerimizi, hayâllerimizi bilinçaltına iterken kullandığımız bir düzenek değildir. Bizde derin kaygı uyandırabilecek düşünceleri de bilinçaltına iterek bastırırız. Böylece olumsuz düşüncenin etkisi altında ortaya çıkabilecek kaygıyı önlemiş oluruz. Nitekim “ölüm olgusu”nu çoğu kere hiç düşünmeyişimiz de bastırma türünden bir savunma mekanizmasına örnek olarak verilebilir. İnsanların ölümlü olduğunu bildiğimiz halde sanki hiç ölmeyecekmişiz gibi davranır ve planlar yaparız. Oldukça yaşlı insanlarda görülen para biriktirme ve kimseye yardım etmemek gibi durumlar da ölüm düşüncesini bastırma davranışına örnektir.

Bastırma, insanın temel korunma amacına hizmet eden savunucu ket vurmanın doğrudan bir belirtisidir ve bundan dolayı “yadsıma” ve “bastırma” mekanizmalarını birincil savunma süreçleri olarak tanımlamak yerinde olur.

İnkar (Yadsıma, yok sayma; denial)

İnkar, en ilkel savunma mekanizmalarından biridir. Anna Freud, genellikle hoşnutsuzluğu tanımayı reddetmeye “savunmanın ön dönemi” ismini vermiştir. Birey daha önce yapmış olduğu bir davranışı kabul etmeyip inkar ederek bir savunma mekanizması gösterebilir. İnkar kişilerin algılaması çok zor ve rahatsız edici özellikteki yaşantılarla karşılaştıklarında, bu olayların varlığını veya yaşanmış olmasını bilmemezlikten ve anlamamazlıktan gelerek onları inkar etmesi durumudur. Ayrıca inkar etme, insanın ulaşamadığı veya ilişki kuramadığı kişilerin veya eşyaların varlığını kabul etmemektir. Böylece kişi bunlarla ilişki kurmayınca sonuçta herhangi bir kaygıyla da karşılaşmaz.

Yetişkin insanda “gerçeklik” sınamasının gelişmiş olması, gerçeğin tümüyle yadsınmasına imkân vermez. Yine de yadsıma eğilimi insanda yaşam boyu sürer ve kaygı oluşturan durumlarda geçici olarak kullanılır. İnsanları ne denli sevdiğinden sık sık söz eden kişi de, gerçekte düşmanca duygularını görmezlikten gelme çabası içinde olabilir. Bâzı insanlar ise zorlanma sonucu içine düştükleri sıkıntılı durumlarda, her işleri yolunda gidiyormuşçasına davranma eğilimi göstererek kendilerine ve çevrelerine karşı mutsuzluklarını kabul etmezler. Kaygı ve çöküntü duygularını hafifletmek amacıyla birçok insanın zaman zaman kullandığı bu yadsıma yöntemi bâzı kişilerde süreklilik kazanabilir. Böyle bir insan, duygularının bilinç düzeyine çıkmasını engellemek için kendisine ve çevresindeki kişilere sürekli olarak mutluluğunu kanıtlama çabasındadır. Ancak bunun karşılığını, gerçek benliğine tamamen yabancılaşmakla öder.

 Yas ve İnkar

Yas süreci 5 aşamadan oluşur. Bunlar inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenmedir. İlk aşama olan inkar evresinde genellikle olay veya durum yok sayılır, başa gelmiş kabul edilmez, bir yanlışlık olduğu düşünülür. Tek kızı ölen bir annenin, onun misafirlikten dönmesini beklemesi, eşini kaybeden bir kadının sofraya fazladan tabak koyması inkara örnek olarak verilebilir. En son aşama da kabullenme aşamasıdır. Durumun hazmedilmesi ve hayatın normal akışına dönmesi durumu gerçekleşir.

Travmatik olayların etkisini inkar etmek evrensel bir tepki.


“En büyük günah, yüreğinin gerçekte hissettiğini inkar etmektir.” 
Boris Vian


Neden inkar ederiz?

  • Etiketlenme/ damgalanma, dışlanma ve toplum baskısı korkusu
  • Suçlanma ve cezalandırılma korkusu
  • Yüzleşme ve değişim korkusu
  • Utanç ve suçluluk duygusu ile başa çıkamayacağımızı düşünme
  • Gizli kalmasını, kimsenin bilmesini isteme, anlaşılmayacağımızı düşünme
  • Kabullenememe ve hazmedememe
  • Çatışmacı bir düşünceyle kendini koruma ve savunma
  • Kötü/ çirkin davranışından doğacak kaygıyı önleme çabası

Neleri inkar ederiz?

  • Can sıkıcı duyumları ve olguları (Kendini iyi hissetmek için inkar edebilir.)
  • Tehdit eden, hoşa gitmeyen ya da acı veren gerçeği
  • Katlanılması güç bir felâket ya da yenilgiyi
  • Utanç ya da suçluluk duygusu doğurabilen eski deneyimleri
  • İşlenen suçu ve kabahati
  • Kendimizdeki özür ve kusurları
  • Travmatik yaşantıları
  • Kaybı ve ölümü

“Önce inkar ettiler… (Sonra?)” Magazin Manşeti 🙂

Örnek İnkar Cümleleri

  • Bu olanlar gerçekten benim başıma gelmiş olamaz.
  • Valla bilmiyorum, ben öyle duymadım.
  • Seni hiç sevmedim.
  • Seni sevmiyorum, sevemiyorum.
  • Seninle sadece gönül eğlendirdim.
  • Ben çok konuşmuyorum ki…
  • Ben asla öyle bir şey demedim.
  • Tedaviye ihtiyacım yok.
  • Bir bağımlılığım yok.
  • Kullanılan ifadeler bunlar değildi.
  • Senin adın ne? Hatırlayamadım.
  • Biz sadece arkadaşız.
  • Ben yapmadım.
  • Olayın gerçekleştiği sırada orada değildim.
  • O daha çok küçük. Bunu yapmış olamaz.
  • Hayır o ölmedi. Yakında gelecek.
  • Ne ölmüş olamaz, daha dün konuştum.
  • Sana inanmıyorum.
  • Bu doğru değil.
  • Bunu yapan o değil.
  • Sinirli değilim.
  • Hayır ben hiçbir zaman o kişiye kaba davranmadım; sürekli saygılı davrandım.
  • Hiç mi yok.

Kimler inkar etmeye meyillidir?

  • Duygu, düşünce ve davranışlarının anlam ve bilincinde olmayan, bunları sahiplenmeyen, sorumluluğunu almayan kendini bilmez kişiler (Gafiller, deliler v.b)
  • İçgüdü ve dürtüleri istemsiz, kontrolsüz ve bilinçsiz dışa vuran kişiler
  • Pasif, çekingen, bastırılmış yapıdaki kişiler
  • Mağdur/ kurban psikolojisine sahip kişiler
  • Mükemmeliyetçi kişiler hatanın kendisinde olduğunu kabul etmek istemeyebilir.
  • Başarılı ve saygın kişiler itibarının zedelenmemesi için inkarı kullanabilir.
  • Vicdanlı ve kuvvetli ahlaki değerleri olan kişiler kendine yakıştıramadığı ve kendinden beklemediği için inkar edebilir.
  • Narsisistik yapıdaki kişiler duygularını inkar eder ve bastırır. Bu tip kişiler geçmişte yaşadığı birtakım olumsuz, aşağılayıcı ve acı veren anıları, düşünceleri, fantezileri çoğu zaman “inkar” eder veya gerçek duygusundan yalıtarak, izole ederek hatırlar.
  • Daha önce yapmış olduğu kötü davranışın sonucu olarak karşılaşacakları cezadan çekinenler
  • Karşı tarafın hakkında vereceği karara güvenmeyen ve adil bir değerlendirme yapacağına inanmayan kişiler
  • Zamanlama ve yerin yanlış olduğunu düşünenler


İnkarın yol açtığı sorunlar

  • Kişiler arası ilişkilerde bozulma ve tıkanıklık
  • İnkar eden kişide gerginlik, sıkıntı ve yorgunluk
  • Karşı tarafta çaresizlik, öfke, üzüntü, şüphe (kuşku), güvensizlik, inanç zedelenmesi ve başarısızlık hissi

“Yanlış yapmayan insan yoktur. İnsanlık yanlışını kabul ve düzeltmekle ölçülür.” Albert Einstein

“Hayatınızı cesurca kabullenin başarıya dönüştüğünü göreceksiniz.” Emerson

Yüzleşin, Kabullenin ve Rahatlayın…


Öneriler

Kabul ve Kararlılık Terapisi için bakınız: http://www.baglamsalbilimler.org/

Farkındalık (Ayrımsama) ve Kabullenme Temelli Terapiler için bakınız: http://ogelk.net/makale/167-kisisel-kitaplarim-farkindalik-kabullenme-temelli-terapiler.html

Kendini Tam Olduğun Halinle Kabul Etme Meditasyonu için bakınız: https://www.youtube.com/watch?v=lXZ619K3wFI

http://www.milliyet.com.tr/iliskilerde-inkar-mekanizmasi-pembenar-yazardetay-yasam-1898244/

https://www.korhanozduru.com/inkar/

http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2013/03/yalan-uzerine-dersler.html

https://cemkece.com.tr/m-narsisistik-yapida-duygularin-inkari-ve-basitirilmasi.html

https://www.aktuelpdr.net/psikolojik-savunma-mekanizmalari.html

https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/inkar

http://ydemokrat.blogspot.com/2010/12/psikolojik-sorgu-teknikleri.html

http://blog.milliyet.com.tr/don-brown-imam—gazali-elestirisinde-hakli-mi-/Blog/?BlogNo=587391

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/yas-surecinin-psikolojide-5-evresi-40154722

https://www.yenisafak.com/yazarlar/ducanecundioglu/yalanla-yalin-arasindaki-fark-8244

http://www.vuslathaber.com/inkar-kufur-psikolojisi-makale,406.html

Gökhan ÖZEN “İnkar Etme, Yanarsın!” şarkısı için bakınız: https://www.youtube.com/watch?v=qj6p5Kv0wCs

 

Etiketler
Daha Fazla Göster

Atlas Çözüm

Uzman Psikolog Ebru ÖZATLAS | Araştırma, Eğitim, İletişim, Yönetim & Gelişim Uzmanı - Aile & Boşanma Süreci Danışmanı/ Arabulucu - Psikoterapist

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı