Aile ve Boşanma Süreci DanışmanlığıAlternatif Çözüm YöntemleriArabuluculuk YöntemleriBireysel Koçluk ve DanışmanlıkKariyer DanışmanlığıKriz Psikolojik DanışmanlığıKrize Müdahale YöntemleriKurumsal DanışmanlıkOnline DanışmanlıkTerapi Yöntemleri

Meraklı Kişilik

Atlas Çözüm

Meraklı Kişilik, Ennegram Kişilik Modeline göre maceracı, araştırmacı ve sorgulayıcı kişilik tiplerinin karışımı ve daha başka özellikleri de içeren bir kişilik yapısını ifade eder. Meraklı kişiler kurcalar, burnunu sokar, gözlemler, takip eder (izler), kendisine ve çevresine sorular sorar, farklı konularda okumalar yapar, yeni işlere girişir, yeni insanlarla tanışır, yeni şeyler dener, aradığı bilgiye ulaşmadıkça rahat edemez ve yerinde duramaz. Doğuştan fazla meraklı olan kişileri “Yaşam Boyu Öğrenci” diye tabir edebiliriz. Bu kişilerin içinde güçlü bir bilme arzusu vardır. Bilmediklerini öğrenmek için bir dizi dürtüsel davranış sergilerler, akıllarına takılan soruların cevabını bulmak için araştırır, karıştırırlar. Hakikate ulaşmak, derinlere inmek, kendini, olayları ve kişileri çözümlemek için merakla hareket ederler.

“Hayata doymak bilmez bir merakla yaklaş ve kesintisiz öğrenmek için sürekli arayış içinde ol.” Leonardo da Vinci

Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır.

“Bitmeyen bir merak, yaşlanmamak için en önemli ilaçtır.” Thomas Gray

Merak bilmediğinin farkına varmaktır. Merakın oluşabilmesi için kişinin bilmediği bir şeyi zihninde temsil etmeyi ve kavramlaştırmayı becermesi gerekir. İnsan merakı sayesinde yeni bilgiler öğrenir, kendini geliştirir, keşfeder, buluşlar yapar ve ilerler. İnsanın ilerlemesinin temelinde merak dürtüsü vardır. İnsanın dünyada olan bitene merakı ve ilgi alanlarının çeşitliliği, onun hem zihinsel faaliyetinin kalitesini artırır  hem de sosyal hayatını zenginleştirir. İnsanın içindeki keşfetme ve öğrenme isteği, onun hayat enerjisini artırır. Merak dürtüsü insanı hayata bağlar. İçindeki ebedi öğrenciyi diriltmek isteyen kişi merakını ayakta tutsun.

Merak kaygının varlığına, kaygı ise imanın varlığına delildir.

İnsan, zihnindeki sorulara, belirsizliklere ve çelişkilere son vermek ister. Bilinemezlik insanı ürkütür. Bilmemenin oluşturduğu belirsizlik ve tanımsızlık insanda belirli bir korkuyu tetikler, harekete geçirir. Çünkü insan ancak bilerek aşinalık kazanır. Bilmediği şeye karşı ise tedirginlik hissetmesi normaldir. Böylece merak iki boyutlu olarak insanı kavrar ve onu kuşatır. Yeni ve karmaşık şeyler hakkında daha fazla bilgi edinmek, bunların sebep olduğu hoşnutsuzluğu azaltır. Profesör Todd Kashdan “İnsanlar kurallara uygun yaşama konusunda eğitilirken, kendi iç güdülerine kulak vermeyi de kesiyor. Zaman içinde bilinmeyene karşı bir korku ve endişe gelişiyor, ilgimizi çeken, merakımızı uyandıran şeylere odaklanmaktansa, öğrendiğimiz korkularla yaşamayı seçiyoruz” diyor.

“Merak, dinç ve gayretli kafaların, devamlı ve kesin karakteristiklerinden biridir.” Samuel Johnson

Merak koyduğumuz bir hedefe yoğunlaşmamızı sağlar. Bu hedef gerçekçi bir hedef de olabilir varılmayacak bir hedef de. Aslolan hedefe varmak değil, o hedefe ulaşma çabamızın kendisi. Merak etmek bir şekilde yolda olmak, o bilinmeyenin arayışında bir yerden bir yere hareket etmek, yer değiştirmek. Önemli olan o yürüyüşü daha anlamlı kılmak.

Felsefe kişilerin yaşamı merak etmesinden doğar. Yaşamı en çok merak eden çocuklardır.” Aristoteles

Prof. Dr. İlhan İnan “Merakın Felsefesi’’ konulu bir söyleşisinde “Antik felsefede merakın kökeninde hayranlık duygusu yatıyor. Merak etmek felsefenin başlangıç noktası iken neden bu kadar ihmal edilen bir konu olmuş. Çok ilginçtir, en azından felsefenin başlangıcı olarak görülen Antik felsefede Platon’un bir diyaloğunda, Sokrates, tüm felsefe “thauma” ile başlar, diyor ve “thauma” Türkçeye “merak” ve bazen “hayret”, İngilizceye de çoğunlukla “wonder” şeklinde çevriliyor.Antik dönemdeki “thauma” kavramını bugün anadili Yunanca olan birine sorsanız “merak” diye değil, “mucize” ya da “hayret uyandıran”  diye çevirir. Türkçede bunu en yakın karşılayan kavram, hayranlık. Yani “thauma”da hem hayret var hem de hayranlık; örneğin bir doğa olayı hem hayret hem de hayranlık uyandırabilir. Hayranlık duygusu hayret duygusundan entelektüel olarak bir nebze daha ileri bir duygu; çünkü içinde değer kavramını barındırıyor. Hayran olduğunuz şeyi bir şekilde iyi bir şey olarak görüyorsunuz. O anlamda bir değer yargısı barındırıyor içinde; ama felsefeyi başlatmak için hayret ve hayranlık duyguları bence yetmiyor. Onun için ben Antikçağdaki, felsefeyi başlatacak motive gücün hayret ve hayranlık duygularıyla açıklanabileceğini düşünmüyorum, bunlar yetersiz kalacaktır. Dolayısıyla “thauma”nın üçüncü bir parçası olması gerekir; işte bu da meraktır. Merak, bizi harekete geçirebilen bir özelliğe sahip. Bundan dolayı “thauma”yı, Aristoteles’in ve Platon’un kullandığı bağlamda, hayret, hayranlık ve merakın karışımı bir duygu olarak görüyorum.”

“Aşkın dörtte üçü meraktır.” Kazanova

Merakın sınırları dilin sınırlarıdır; dil gelişmeden merak gelişemez.

Merakın Faydaları 

  • Merak ve öğrenmek birbirinin sebep sonucudur. Merak, insanların çeşitli konularda bilgi edinmelerini sağlar, insanın entelektüel kapasitesini geliştirir.
  • Merak sayesinde kendimizi anlarız ve çözümleriz. Allah’ı, dünyayı, canlıları, eşyaları, kendimizi ve insanları tanırız.
  • Merak yaşamımıza yön veren sorular sormamızı sağlar. Siz yaşam coşkusuna ne kadar sahipseniz, kendi geleceğinize yönelik sorduğunuz sorular da o kadar güçlü merak içerecektir
  • Meraktan motivasyon çıkar. Merak sonucu yapılan hareketler beyin tarafından ödül olarak algılanır. Yeni bilgiler öğrenmeye çalışmak dopamin salgılanmasına neden olur. Beyin tarafından ödül olarak algılanan bu madde insanların kendilerini daha iyi hissetmesine neden olur.
  • Bir konuyu merak edersiniz ve anlamak için daha çok uğraşırsınız. Meraka dayalı bilgi daha değerlidir. Meraksız elde edilen bilginin unutulması kolay olur.
  • Merakın olması için ilginin olması gerekiyor. İlgi alanınız ne kadar genişlerse merak potansiyeliniz de o kadar genişler.
  • Merak insana enerji ve keyif verir. Mutluluğu arttırır. Depresyonda umutla birlikte kaybedilen en önemli dürtüdür merak.
  • Çocuğun, daha iyi gözlem yapabilmesini sağlıyor. Etrafının farkında olan çocuğun algıları daha açık oluyor.
  • Öğrenmenin en temel koşulu meraktır. Merak eden çocuklar daha iyi öğreniyorlar. Okul başarıları daha iyi oluyor.
  • Meraklı olan çocuklar kendilerine ve çevrelerine karşı daha olumlu duygulara sahip oluyorlar.
  • Meraklı çocukların sorun çözme kapasiteleri, diğer çocuklara göre daha yüksek oluyor. Çözüm odaklı düşünebildikleri için alternatif çözüm yollarını da daha kolay fark edebiliyorlar.
  • Meraklı olan çocuklar iyi desteklenirse başkalarının duygularına karşı da meraklı oluyorlar. Bu da empati yeteneklerini geliştiriyor. Çevreye, olaylara daha duyarlı bireyler olarak yetişiyorlar.
  • Meraklı kişiler sürekli yeni tecrübelere açıklar ve bu tecrübelerden sadece zevk almakla kalmayıp kendilerini zorlayacak ve büyümelerine neden olacak fırsatları kolluyorlar. Bu ister yeni bir dostluk ister yeni bir ilgi alanı olsun fark etmiyor.
  • İnsanlara ve dünyaya dair merakınız sosyal hayatınızı zenginleştirir. Kişilerin kendiyle ilgili anlattıklarına ilgi gösterir ve kendi meraklı olduğunuz yönleri ortaya koyarsanız, muhtemelen insanlar sizinle vakit geçirmekten zevk alır. Meraklı kişiler genellikle iyi birer dinleyici ve konuşucu olurlar. İlişkinin erken safhalarında ilgi alanlarımızdan ve hobilerimizden bahsederiz. Bunun nedeni insanların birçok ilgi alanına sahip olmayı ilginç kişilik olmakla bağdaştırması! Meraklı insanlar, ilişkilerine eğlence ve yeniliği merakları sayesinde doğal bir şekilde getirir.
  • Merak aynı zamanda başka duyguların varlık kazanmasında etken bir güçtür. Örneğin koruma güdüsü kaygıyla, kaygı ise merakla devreye girer. Çocuğunuza bir şey olmasın düşüncesi merakı, merak ise koruma güdüsünü devreye sokar ve onu hareketlendirir. O yüzden merak aynı zamanda bir eylemlilik halini zorunlu kılar. Bu zorunluluğun, merak duygusunun ağırlığı ve taşıdığı yoğunlukla ilişkili olduğunu unutmamak lazım.

Bazen merak etmek iyidir insanı ilme doğru götürür, bazen ise kötüdür insanı uçuruma doğru sürükler.

Tarihin bazı dönemlerinde insana soru sorma özgürlüğü tanınmamıştır. Mesela Ortaçağda fazla meraklı olmak, fazla bilgi edinmeye çalışmak bir şekilde Tanrı’nın yerine geçmeye çalışma çabası ve küstahlık olarak görülür ve bu kişiler dışlanırdı. “Fazla merak etmek zarar verir” düşüncesi merakın değersiz bir şey olduğunu göstermez. Bazı durumlarda merak etmekten daha önemli şeyler olduğunu gösterir. Merakına yenik düşüp başını belaya sokan, riskli davranışlar gösteren, yalnızlaşan (kitaplardan kafasını kaldıramayan insan örneği), bağlanamayan, oyalanan, vakit öldüren, dikkati dağılan, hedeften şaşan, seçim yapamayan, bir dikiş tutturamayan insanların sayısı azımsanamayacak ölçüdedir. Merak kontrol edilmesi ve doğru yönlendirilmesi gereken bir duygudur. Bir davranış değildir. Nasıl öfke ile hareket etmek kötü sonuçlar doğurabiliyorsa merak ile hareket etmek de insanı zarara uğratabilir.

“Merak şeytanın en favori yollarından biridir, insanı günaha sürükler.” Tinel

Merakın Zararları

  • Çok bilmek kaygıya ve içsel çatışmaya yol olabilir. Kişinin harekete geçmeden önce çok düşünmesine ve kararsız kalmasına neden olabilir.
  • “Ne kadar çok bilirsen o kadar bela başa.” demişler. Çok bilmek kişiden beklenti ve istekleri, kişiye yöneltilen soruları artırabilir, fazla yetki, görev ve sorumluluk verilmesine neden olabilir. Kısaca tüm işler kişinin üzerine yıkılabilir.
  • Her merakın peşinden gitmek kişinin bir işte, bir kapıda, bir alanda sabitlenmesini engeller.
  • Merakın sonu yoktur. Çünkü bilmediğimiz çok şey vardır. Bazı şeyleri bilmek gereksiz, faydasız ve tehlikelidir.
  • Bilme arzusu insanı harekete geçirir, risk üstlenmeyi kolaylaştırır. Merak, bu bilme dürtüsünü insan için tahrik ederek büyük bir iştahla öğrenmeye ve gözlemlemeye davet eder. Bilme; bir insanın sahip olabileceği en önemli heyecandır. İnsan bildikçe heyecanlanır ve heyecan duydukça yeni şeyler öğrenme merakı baştan çıkarıcı bir hal kazanır. Böylece merak, bilmenin en önemli itici gücü haline gelir. Aynı zamanda, bilme öncesindeki insanın psikolojik halini tanımlar.
  • Merak duygusunu hissettiğimizde bilindik ve rutin şeyleri bırakıp risk almayı tercih ediyoruz. Meraklı maceracılar kendilerine yeni hedefler koyarken ve risk alırken oldukça rahat davranırlar. Sürekli olarak dünyayı açıklama ve kontrol etmeye çalışmak yerine meraklı kişiler belirsizliği benimser ve hayatlarını keyif alınacak bir serüven olarak görürler.
  • Merak etmek belki sizin o işe karışmanız demektir ve bu işte sizin de başınızın yanması demektir.
  • Başkalarının hayatını merak eden, sorgulayan, hatta bakışlarıyla araştıran biri toplumda hoş görülmez.
  • İnsanın öğrendiği bilgileri hazmetmesi, kendi cümleleri ile ifade etmesi ve bu bilgileri hayata geçirmesi gerekir.

Durmak, uyum sağlamak, emin olmak ve hayatta kalmak için merakın dizginlenmesi gerekir.

https://www.youtube.com/watch?v=q99eI_uDDGc

İleri Okuma Önerileri

http://haberler.boun.edu.tr/tr/haber/merak-insani-insan-yapar

http://www.bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/neden-merak-ederiz

https://bilimfili.com/merak-duygusunun-kokeninde-ne-var/

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ozgur-bolat/merak-ne-zaman-sagliklidir-40841631

https://www.timeturk.com/tr/makale/abdulaziz-tantik/merak-uzerine-guzelleme.html

http://ducanecundioglusimurggrubu.blogspot.com/2013/04/saskinlik-uzerine-dersler.html

https://www.dmy.info/merak-etmek-hakkinda/

Etiketler
Daha Fazla Göster

Atlas Çözüm

Uzman Psikolog Ebru ÖZATLAS | Araştırma, Eğitim, İletişim, Yönetim & Gelişim Uzmanı - Aile & Boşanma Süreci Danışmanı/ Arabulucu - Psikoterapist

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı