Aile ve Boşanma Süreci DanışmanlığıArabuluculuk Yöntemleri

Zor İnsan Tipleri

Atlas Çözüm

Belki de zor insan diye bir şey yok zor davranışlar var ve bu davranışlarla başa çıkmayı öğrenmemiz gerekiyor.  Zor insan diye tanımladığımız kişileri hayatımızdan çıkarmaya çalışmak, onlarla iletişimi kesmek kesin çözüm değil malesef. Bu bizim yalnızlaşmamıza, tahammülsüzleşmemize yol açabilir. Zor insan diye tabir edilen kişi duruma, zamana ve kişisine göre biz olabileceğimiz gibi bu tipler aile ve akraba arasında, arkadaş çevremizde, iş yaşamında (müşteri tipi, patron/yönetici tipi, mesai/ birim arkadaşı olarak) sık sık karşımıza çıkmakta ve hayatımızı zorlaştırmakta. Kimi patavatsız, kimi lüzumsuz, kimi umut yiyici, kimi ömür törpüsü, kimi enerji vampiri, kimi çekilmez, kimi de birlikte yaşamak zorunda olduğumuz tam da tarif edilen ismiyle ZOR…Bu tipler ile ilişkilerimizde sürekli kendinizden taviz vermek bizi mutsuz eder, moralimizi bozar, kızdırır ve sinirlerimizi yıpratır. Bir zarar görmemek için bu kişileri iyi tanımalı ve hemen farkına varmalısınız!

  • Sinsi Direnişçiler: İş yerindeki en ufak bir değişiklik bu insanların canını sıkar. Mevcut düzene bayılırlar, asla değişmesini istemezler. Ancak bir değişiklik karşısında seslerini de çıkarmazlar. Sessizce kavga ederler. Değişikliğin iyi olduğunu söyler ve desteklerler ama uygulamazlar. Eski onlar için hep daha iyidir.
  • Benim İşim Değil’ciler: Bu tipler olumsuzluklarını, bir iş ne kadar kolay olursa olsun eğer iş tanımına dahil olmadığına inanıyorsa kesinlikle yapmayarak gösterirler. Kendilerini tehlikede hissettikleri için mutsuzdurlar ve çalışma arkadaşlarına, amirlerine bu şekilde karşılık verirler.
  • Ayaklı gazeteler: Bu tiplerse mutsuzluklarını etrafa söylentiler yayarak yansıtırlar. Yayılmasına yardımcı oldukları ve yarattıkları hikayeler etrafta dolaşmaya başlayıp insanlardan güçlü tepkiler aldığında kendilerini önemli hissederler. Çevrelerinde kontrolü kaybettiklerini düşündükleri an yaydıkları söylentilerle bu kontrolü geri kazandıklarına inanırlar. Yöneticiler, yeniden yapılanma, başkalarının maaşları, diğer şirketlerin çalışanlarına önerdikleri, şirkette kimin kimle beraber olduğu gibi konular en favori konularıdır.
  • Karamsarlar: Karamsarlar dünyayı zevksiz bir yer olarak görürler. Dünyanın tepelerine yıkılmasını beklerler, eğer yıkılmazsa yıkmak için ellerinden geleni yaparlar. Her şeyden rahatsızdırlar, ne yaparsanız yapın onların bakış açısını değiştiremezsiniz. Bu tür insanlar iş dışında da genellikle bu yapıdadır.
  • Mızmızlar: Bu tipler çocuk gibi davranırlar. İşler onun istediği şekilde yürümüyorsa, kaşlarını çatar, geri çekilir, tiradına başlar ve resmen ağlar. Asla tam anlamıyla tatmin olmaz. Aynı yerlerde defalarca değişiklik yaptırmalarına şaşırmayın. Bu, saygısızlıktan değil o şahsın tabiatından ileri gelen bir durumdur. Bir önceki projeleri ellerinde patlamış ve şimdi en ufak detaylar da bile şüpheye düşüyor da olabilirler. Şikayet ederler. Fikirleri 90 derece değişebilir. Şunlara benzer ifadelerde bulunabilirler: “Şöyle yapsak ne kadar zaman alır?” “Burası olmamış galiba ya.” “Sen benim ne dediğimi anladın mı?”
  • Ciddiyetsizler: Bu tipler işi hiçbir zaman ciddiye almazlar, takım arkadaşlarının işini daha da zorlaştırırlar. İşin önceliği onlar için çok düşüktür. Onlar için işe mümkün olduğunca az zaman ayırmak gerekir ki kendi özel işlerine daha fazla odaklanabilsinler. Hiçbir iş onlar için acil değildir, her iş bekleyebilir.
  • Eleştiriciler: Yaratıcı bir yaklaşımınız mı var? İşleri farklı şekillerde yapıyor ya da yeni öneriler mi getiriyorsunuz? Eleştiriciler mutlaka yerecek bir şey bulur. Onların misyonu, söylenen her şeye muhalif olmaktır. Ne olursa olsun, kendi söylediklerinin doğru olduğuna inanırlar. Nereye giderlerse gitsinler kendilerine problem edecek bir şey bulurlar. Size hiçbir zaman pozitif geribildirim vermezler ancak hatanızı gördüklerine hemen atlarlar. Genelde şu cümleyle tanınırlar: “Çok kötü bir fikir.”
  • Fedakarlar: Bunlar bir ofisin kanayan yarasıdır. Erken gelirler, geç giderler. İstediğiniz her işi yaparlar. Ancak bunu yaptıkların için de kendilerine kızarlar, işlerinin çokluğundan, zor patronlardan, müşterilerden yakınırlar. Genellikle mutsuz bir özel hayatları vardır ve çok çalışarak bundan sıyrılacaklarını zannederler. İşlerinde mutsuz olmalarının nedeni ise bu çabalarının yeterince takdir edilmediğini düşünmeleridir. Şu tam onlara göre bir cümledir: “Bu şirkete bütün hayatımı verdim ama kimsenin umurunda değil.”
  • Kendini Suçlayanlar: Genellikle kendilerine kızarlar. Hatayı her zaman kendi iş performanslarında, görünüşlerinde, kariyerlerinin seyrinde, sosyo-ekonomik statülerinde, eğitimlerinde vs görürler. Kağıt üstünde aslında çok başarılılardır ancak onlar böyle görmezler.
  • Günah Keçisi Arayanlar: Hiçbir zaman sorumluluk alamadıkları ya da kendi hataları için suçlama kabul edemediklerinden külfeti hep başkalarına yüklerler. Başkalarının başının belaya girdiğini gördüklerinde rahatlamış oldukları gözden kaçmaz.
  • Kırılganlar: Çok hassas insanlardır, iyi ifade edilmemiş bir cümle hemen kırılmalarına yol açar.
  • Detaycılar: İşyerinde detaycılara çok rastlarız. Mükemmel bir iş başarmışsınızdır, herkes memnun kalmıştır ama o ne yapar eder bir hata mutlaka bulur. Bir beyin fırtınası mı yapıyorsunuz, her fikrin altında mantık arar. Detaylara odaklanmaktan hoşlanır, eğer çok sık ve gereksiz yaparsa, fazla seçici ve negatif olarak adlandırılır.
  • Lokomotifler: Bu tür insanlar mutsuzluklarını başkalarından çıkarmaya çalışırlar. Genelde sinirli ve düşmanca davranırlar. Otoriter, acımasız ve diktatörce bir ruh hali içindedirler. En sevdikleri cümle “ya benim dediğim gibi olur, ya da hiç olmaz”dır.
  • Mükemmeliyetçiler: Eğer bir şey mükemmel değilse, olumsuz davranışlar gösterirler. Onların standartları gerçekçi değildir, başkalarının övdüğü bir iş, onlara göre kabul edilebilir dahi olmayabilir. Bazı yöneticileri bu tür davranışlar içinde görmeniz mümkündür. Onları sık sık “daha iyi olabilirdi” derken bulabilirsiniz.
  • Merkezci Tipler: Kendi başına karar alamadığı için her şeyi merkez ofisteki bir üst yetkiliye danışan ve süreçlerin uzamasına sebep olan çalışanlardır. Bazen takım liderleri veya müdürlerini ezen bu modeller, işlerin yavaşlamasına ve olup biten her şeyin merkeze aktarılmasına sebep olur.
  • Şikayetçiler: İlkokulda ödevinizi yapmadığınızda “Mehmet ödevini yapmamış” diyen kişilerdir. Büyüyüp işe girdiklerinde bu alışkanlıkları devam eder. Onu olumsuz etkilemeyen durumları dahi şikayet etmekten çekinmezler.
  • Her Mailde CC’ye Yöneticileri Ekleyenler: Bu kişiler müthiş birer gammazcı rölündedir. Aranızda çok rahat halledebileceğiniz bazı durumları size mail atarken CC’ye yöneticiyi de eklerler. Özellikle sizden bir işi tamamlamanızı isterken bunu çok sık yaparlar. “Bak CC’de bölge müdürü de var. İstersen yapma. Hadi bakalım!” dercesine eklenir yöneticiler.
  • Dedikoducu Çalışanlar: Özel hayatımızda da sevmediğimiz dedikoducu insanlar iş hayatında hiç ama hiç çekilmezler. Sizden duyduğunu, sizin duymasını istemediğiniz birine aktarma konusunda uzmandırlar.
  • Sempatik Olmaya Çalışıp Beceremeyenler: Bu kişiler bir türlü sempatik olamaz. Dizilerde izlediği veya ofiste başkalarından gördüğü o sevimli hareketleri uygulamaya kalkar fakat olabildiğince itici olurlar.
  • Görgüsüzler: Ofiste dişine takılan bir et parçasını çıkarmaya çalışan ve burnunu karıştırmaktan da hiç çekinmeyenler.
  • İşini Çok Ama Çok Önemseyenler: İşini önemsemek iyi bir davranıştır. Yine de bazı durumlarda sinir bozucu olabilir. Örneğin Ayşe’ye gel bi çay arası verelim dediğinizde sizi hep red eder. Ayşe’nin çay saati mesai saatinin bitiminden yarım saat sonradır. Bu kişiler çalışma çıtasını yükselttiği için sevilmezler.
  • Sürekli Geç Kalanlar: İşine sürekli geç kalanlar. Geç kalarak size ekstra iş yüklerler. Bazen de bu durum sizi geç kalan kişinin sekreteri yapar.
  • Sürekli Telefonla Konuşanlar: Bu kişiler eğer bayansa törpü, erkekse tesbih kullanırlar. Bir eliyle telefonu saatlerce kulağına sabitledikleri için can sıkıntılarını 2. eliyle bir şeyler yaparak giderirler.
  • İşini Sevmeyen Şikayet Kolikler: İşini sevmez ama çalışmaya devam eder. Çünkü iş değişikliği yaptıklarında yeni işlerini de sevmeyecek olmaları muhtemeldir.
  • Çok Bilmiş, Çok Görmüş Tecrübeler/ Her Şeyi Bilenler: Onlar tüm rakiplerle çalışmış ve en son sizin çalıştığınız firmaya gelen tiplerdir. Her şeyi eleştirirler. “Biz böyle yapmazdık” ile başlayan cümleleri her defasında size işinizi yeniden öğretir niteliktedir.
  • Dikkat Problemi Maksimum Olanlar: Bu kişilere bir şey anlatırsınız; ilk etapta dinliyormuş gibi görünür fakat sözünüz bittiğinde tepki vermezler. Çünkü bedenen ordadılar. Ruhen nerede oldukları bilinmez.
  • Hiçbir Konuda Yardımcı Olamayanlar: Onlar şirkette eskidir ama nasıl o kadar uzun süre çalışabildiğine anlam veremezsiniz. Hangi konuda destek isterseniz isteyin, “bilmiyorum ki” diye cevap verirler. “Nasıl bilmezsin, yıllardır hiç mi yapmadın” derseniz “neyi?” cevabını almanız muhtemeldir.
  • Modayı An ve An Takip Edenler: Bu kişiler her kıyafetini uygun kombinasyonda seçer. Bir sürü de aksesuarları vardır. Öyle uyumlu giyinirler ki sizin kıyafetleriniz otomatik olarak rüküş olur.
  • Sevgi Kelebeği Olanlar: Bu tiplerden sakın ha birşey istemeyin. “Zımba telin var mı?” dediğinizde, “Tabi ki arkadaşım, senin için zımba teli kutumu dahi feda ederim. Şuan yoksa bile koşup kırtasiyeden alırım” gibi cevaplar vererek istediğiniz şeyin onun maaşıymış gibi vicdan muhasebesi yapmanıza neden olurlar.
  • Canlı Bomba Kazım: Kazımlar genellikle öfkelidir. Müşteriye kızar klavyeyi kırar, patrona kızar ahizeyi kırar. Ortamın gerginleşmesini sağlayan insanlardır.
  • Her Şeyi Bilenler: Bu kişilerle mücadele ederken iyi hazırlanmak gerekir.Asla meydan okumayın. Aksine yeteneklerini övün.Gerektiğinde hatalarını ortaya çıkaracak sorular sormaktan çekinmeyin.
  • Şikayetçiler: Karşılarındakine güvenmezler.Kendilerine olan güvenleri de çok değildir.Eksik olan özgüvenlerini saklamak için memnuniyetsiz, her şeyden ve herkesten şikâyet eden bir tavır içine girerler.Bu insanlara “Başkalarının göremediklerini görüyorsun” şeklinde onların güvenlerini arttıracak cümlelerle yaklaşın.Dinleyin ama asla tartışmaya girmeyin.Ona karşı savunmacı davranmayın.
  • Pasif Agresifler: Bu tip müşteriler, başlangıç için fikirlerini sorduğunuzda  oldukça pasif davranırlar. Ancak, işlemini bitirip önüne  koyduğunuzda agresif bir şekilde saldırırlar. Büyüklü  küçüklü pek çok değişiklik isterler. Kafalarında ne  istediklerine dair bir fikir hep vardır, ama bunu genellikle  kendilerine saklarlar. Gelişme aşamasında kesin fikir ve  öğelerden memnuniyet duysalar da, sanmayın ki o  kısımları yeniden gözden geçirmeyecekler.Saldırgan davranışlar içinde bulunan bu kişilere sakin bir şekilde kendinizi ifade edin ve size yönelik saldırgan tavırlara kendinizden emin bir şekilde karşılık verin.Proje boyunca iletişim  çoğunlukla tek taraflı ve  yardımcı olmayan bir şekildedir. Şunlara benzer ifadelerde  bulunabilirler: “Ne gibi bir şey aradığımızdan pek emin değilim.” “İlgi çekici bir şeyler yap yeter.” “İstediğimiz noktadan tamamen sapmışsın.”
  • Gizlice Saldıranlar: Bu insanlara karşı ne kadar geri çekilirseniz o kadar üstünüze gelmeyi severler. Geri çekilmeyin. Şakaya vurun.
  • Mağdurlar: İyi dinleyin, onu anladığınızı gösterin.Soruna odaklanarak onu değişim için motive edin.
  • Hep Kararsızlar: İşyerinde, arkadaşınızla öğle yemeğine çıkmayı planlıyorsunuz. “Nasıl bir yere gidelim?” diye soruyorsunuz, “Fark etmez” diyor. Sonra “O zaman pizzacıya gidelim” diyorsunuz, suratını asarak “Ama pizza çok kalorili” diyor. “Tamam, diyet yemekleri yapan bir restorana gidelim” diyorsunuz, bu kez de “Diyet yemekleri de lezzetli olmuyor” diyerek, sizi çileden çıkartmayı başarıyor. Bu tip insanlar sürekli arada kalır. Bir türlü karar veremeyen bu insanlardan uzak durmak gerekiyor. Alternatifler sunuldukça onlar ne istediklerini ya da istemediklerini bir türlü bilemezler. Sadece önerilere tepki verirler.
  • Söz Verip Sözlerini Tutmayanlar: Çevrenizde ne kadar çok böyle insan var, değil mi? Onlara “Uçak rezervasyonlarını yaptıracaksın değil mi?” tarzında soru sorduğunuz zaman, hemen “Tabii ki evet!” gibi olumlu cevap verirler. Fakat bilirsiniz ki, verdikleri sözleri hiçbir zaman yerine getirmezler. Sürekli “Unuttum. Yarın kesin halledeceğim” gibi cümleler sarf ederler.
  • Kesin Bir Cevap Veremeyenler: Bazı insanlar gayet basit bir soruya bile net bir cevap vermekte zorlanır. Sorduğunuz sorunun cevabını verirlerken, size birçok alternatif sunarlar ve hangi alternatifin doğru olduğu konusunda mücadele verirler. “Kahve ister misin?” sorusunda bile “kulağa hoş geliyor ama uzmanlar çalışanların çok fazla kafein almamaları gerektiğini söylüyor” gibi bir cevapla sizi şok edebilirler.
  • Aile Dostu: Bu tip müşteriler, yıllardır tanıdığınız ya da akrabanız olan ve size bir işi için ‘uğrayan’ kişilerdir. Kendileri bir projenin kabusu olabilir. Çünkü kendilerine özel fiyat umarlar ve engel olamayacağınız kadar size karışırlar. Bazen de farkında olmadan çalışmanızı küçümser ya da bağınız hasebiyle mevzuyu ciddiye almaz. Onları farketmek kolaydır çünkü… onları tanıyorsunuz. Şunlara benzer ifadelerde bulunabilirler: “Bana şöyle basit bir şeyler çizittiriversene.” “Sırf seni tanıdığım için işimi sana getirdiğimi sanma.” “Beni nasıl geri çevirirsin? Bunca yıllık arkadaşınım.”
  • Ucuzcu: Yukarıda belirttiğimiz aile dostları gibi, bu tip müşteriler de işinizin değerini az görüp düşük fiyat vermek isterler. Aradaki fark, onları tanımıyor olmanızdır. Tavırlarının mantıklı bir izahı yoktur. Sizin ‘arkadaş paketi’nizden yararlanmak isterler. Ama arkadaş olmak için değil, ürünün o kadar etmeyeceğine inandıkları için…Onları fark etmek oldukça kolaydır. Şunlara benzer ifadelerde bulunabilirler: “Bu kadar etmez bence.” “Basit bir şeyler yapamaz mıydın?.” “Ne kadar zor olabilir ki?”
  • “Bunu Ben de Yapabilirdim”ci: Nereden başlasak…Bu tip müşteriler size yapmanızı istedikleri işi getirdiklerinde, açıkca size verdikleri işi kendilerinin de yapabileceklerini ve yalnızca bunun için vakitleri olmadığını söylerler. Girişimci olaslar da, bir şirkette çalışsalar da; kendi yapmaları beklenen bir işin ucundan tutmanız gerekmektedir. Eğer bir şirkette çalışıyorlarsa, durumunuz daha da enteresan bir hal alır ve 2 grup insanı memnun etmek zorunda kalırsınız: Size işini yıkan kişiyi ve ona bu işi verenleri. Genellikle aceleci ve telaşlıdırlar veya öyle görünürler. İletişim sırasında sıklıkla kısa “bilgi püskürmeleri” yaşar, akıllarına gelen her isteği söylerler. Şunlara benzer ifadelerde bulunabilirler: “Programım çok dolu olmasaydı, bu işi kolaylıkla ben de yapabilirdim” “Ciddi mi? Ben olsam öyle yapmazdım sanırım. Ama neyse…” “Şunu unutma: Benim koltuğumu doldurman gerekiyor ve bunu yapabilmen gerçekten zor.”
  • Bilir Geçinen: Böyle bir karakter pek fazla bir şey bilmez, ama bunu bir mani olarak da görmez. Kerameti kendinden menkul bu tür kişiler abartma, yüksekten atma yanıltma ve saptırma yoluyla sizi doğru istikametin dışına iterler. Bilir Geçinen; Her zaman herkesi kandıramaz, sadece dikkati çekmek için insanların bir kısmını yeteri bir süre kandırabilir. Herkesi yarım bilgisiyle etkilemeye çalışan, bu nedenle de zaman çalan hatta zaman çalmakla da yetinmeyip bilgi ve fikir çalan tiplerdir. Birisi Bilir Geçinen Tavrına Girdiğinde Amacınız; Kötü Fikirlerine tutunacak Dal Uzatmak Olmalıdır. Eylem Planı; Ona biraz dikkatinizi verin. Ayrıntıları açıklığa kavuşturun. İşin aslını söyleyin. Nefes alma fırsatını tanıyın. Fasit daireyi kırın.
  • Çok Bilmiş: Bu kişi her şeyin %98’ini bilir, yeter ki ona sorun. Bildiği ne varsa size anlatır, hem de her defasında saatlerce; ama sizin pespaye fikirlerinizi dinlemeye bir saniye bile ayırmaz. Çok Bilmiş; Nadiren kendi görüşünden kuşku duyar, düzeltme ve karşı çıkma çabalarına çok az hoşgörü gösterir. Eğer bir şeyler kötü giderse, aynı otoriterlikle sizi suçlayacak birisiyle konuşacaktır. Her konuda fikri olan, bilgisinden hiç şüpheye düşmeyen insanlardır. Birisi Çokbilmiş Tavrına Girdiğinde Amacınız; Onun Zihnini Yeni Fikirlere Açmak Olmalıdır. Eylem Planı; Hazırlanın ve konuyu öğrenin. Saygılı biçimde geriye doğru iz sürün. Kuşku ve arzularla kaynaşın. Görüşlerinizi dolaylı biçimde sunun. Onu kendinize akıl hocası yapın.
  • El Bombası: Pimi çekilmiş el bombası yerinde duramaz ve saçtığı şarapneller menzildeki herkesi vurur. Ne yaptığını fark eder etmez, zamanın yaraları saracağını ve olan bitenin unutulacağını umarak olay yerinden uzaklaşır. El Bombası; Kısa bir sükunet dönemi sonrasında el bombası, o anki durumla hiç ilgisi olmayan konularda atıp tutarak hedef gözetmeksizin patlar. Sürekli eleştiri, bağırma, küçük meselelerin dev olduğu bakış açısı, durumu olduğundan zor duruma sokma gayreti öne çıkan özellikleridir. Birisi El Bombası Tavrına Girdiğinde Amacınız; Durumu Kontrol Altına Almak Olmalıdır. Eylem Planı; Dikkati çekin. Gönlüne hitap edin. Gerilimi azaltın. İyi davranana kadar ara verin El bombasından sakının.
  • İkircikli: Bu kişi hayati bir kararla karşı karşıya kaldığında, iş işten geçene kadar konuyu ertelemeye çalışır. Ama sonunda kararın kendiliğinden oluştuğu bir noktaya varılır, bunda kendileri dışında kimsenin kusuru yoktur. İkircikli; Herhangi bir karar anında belki daha iyi bir seçenek çıkar diye mevcut durumu ya da seçeneği erteleyen tiplerdir. Ne yazık ki , çoğu kararlarda artık çok geç olan bir noktaya gelinir. Zor durumlarda yardımları gerektiğinde kendisi ile çalışılamaz. Birisi İkircikli tavrına girdiğinde amacınız; Kararlı biçimde düşünmeyi öğretmek olmalıdır. Eylem Planı; Gerekli rahat alanı oluşturun ve sürdürün. Çatışmaları yüzeye çıkarın. Seçenekleri açıklığa kavuşturun. Bir karar alma sistemi kullanın. Güven telkin edin ve olayı takip etmesini sağlayın. İlişkiyi sağlamlaştırın.
  • Olmazcı: “Her çıkışın bir inişi vardır” der. Bundan çıkarabilecek sonuç da düşenin bir daha ayağa kalkmaması gerektiğidir. Kasvet dolu ve cesaret kırıcı olan bu kişi başkalarını da umutsuzluğa sürükler. Olmazcı; Yumuşak mizaç kisvesine bürünmüş bu kişi beyhudelik, çaresizlik ve umutsuzluk uğruna hiç bitmeyen bir kavgayı sürdürür. Moral bozma konusunda uzmandırlar. Kendilerinden bir konu üzerinde yorum yapılması istendiğinde tüm umutları söndürürler. Umutsuzluk, bunalım ve sonuçsuzluk en belirgin özellikleridir. Birisi Olmazcı Tavrına girdiğinde Amacınız; Problem çözmeye geçiş olmalıdır. Eylem Planı; Alkışa birlikte gidin, olmazcı kişiyi kaynak olarak kullanın, kapıyı aralık bırakın, ters cevabın peşine düşün, olumlu niyeti takdirle karşılayın.
  • Peki Efendimci: İnsanlarla çabuk uyuşan, ama ağır davranan Peki Efendimcinin kabarık bir tutulmamış ve kırılmış sözler sicili vardır. Hiç kimseyi memnun etmemesine rağmen memnun etmek için aşırı taahhütler altına girer. Peki Efendimci; İnsanları mutlu etme ve çatışmalardan kaçınma uğruna uzun boylu düşünmeden her şeye evet deyiverir. En son isteklere karşılık verir, daha önceki sözlerini unutur , kendisine ayıracak hiç zamanı olmadığı için de sözlerini tutmamaya devam eder. Sonunda küser. Birisi Peki Efendimci tavrına Girdiğinde Amacınız; güvenebileceğiniz taahhütleri almak olmalıdır. Eylem planı; Dürüst olmayı güvenli kılın. İçtenlikle konuşun. Plan yapmayı öğretin. Taahhüdü sağlama bağlayın. İlişkiyi sağlamlaştırın.
  • Pusudan Vuran: Bir örtülü operasyon uzmanı zayıf noktanızı belirleyerek size karşı kullanır; bu amaçla bazen arkanızda sabotajlara girişir, bazen de karabalığın önünde sizi kasıtlı olarak küçük düşürür. Pusudan Vuran; Saygısız yorumlarla, iğneleyici ve küçümseyici sözlerle ya da iyi zamanlanmış bir kuşku belirtisiyle sizi aptal yerine koyar. Kaba yorumları, iğneleyici sözleri, rahatsız edici yüz mimikleri, kinayeli ifadelerle bezenmiş tarzları vardır. 🤔Birisi Pusudan Vuran Tavrına Girdiğinde Amacınız; Pusudan Vuranı Saklandığı Yerden Çıkarmak Olmalıdır. Eylem Planı; Durun, bakın, geriye iz sürün. Projektör soruları yöneltin. Gerekirse Tank stratejisini uygulayın. Kin devriyesine çıkın. Uygar bir gelecek önerin.
  • Sızlanmacı: Hayatına dönük bir plan vardır, ama bu planın içinde o yoktur. Bunun yerine kendi kederi içinde yalpalanır, hiç durmaksızın sızlanır ve bütün dünyanın yükünü kendi omzunda taşır. Sızlanmacı; Haksızlığa uğradıkları dünyada kendilerini çaresiz ve ezik hissederler. Ölçütleri mükemmelliktir, hiç kimse ve hiçbir şey bu düzeye ulaşamaz. Ancak bedbahtlık eşlikten keyif alır, bu nedenle sorunlarını size yansıtırlar. Çözümler önerince de kötü arkadaş olursunuz, sızlanmaları artar. Biri Sızlanmacı Tavrına girdiğinde Amacınız; Problem çözücü bir ittifak kurmak olmalıdır. Eylem planı; Esas noktaları dinleyin. Sözünü kesip sadece gelin. Odak noktasını çözümlere yöneltin. Geleceği gösterin. Çizgiyi çekin.
  • Tank: Bazen girgin ve kaba, bazen gürültücü ve dayatıcı, bazen de bir lazer kadar yoğun ve cerrahi titizliğe sahip bir tavırla karşınıza çıkan tank amaç için her şeyin mubah olduğunu düşünür. Ondan merhamet beklemeyin. Tank; Dövüşken, sivri dilli, öfkeli, son sözü söyleyen, ısrarcı ve saldırgan davranış biçiminin timsalidir. Genellikle tehditkar ve öfkelidirler. Karşısındakini kırmaya odaklı, insanlarla iletişiminde ezici, yüksek sesle ve hakaret içeren sözlerle konuşmak genel tarzlarıdır. Birisi Tank Tavrına girdiğinde Amacınız; Onda Saygı Uyandırmak Olmalıdır. Eylem Planı; Mevziinizi koruyun. Saldırı sırasında araya girin. Hızla esas konuya doğru iz sürün. Sonuca nişan alıp ateş edin. Onurlu bir barış yapın.
  • Yok Bir Şeyci: Size hiçbir şey anlatmadığı için, ne olup bittiğini bilemezsiniz. Sözlü geri iletim yok. Sözsüz geri iletim yok. Ağzına mühür vurur ve sanki siz orada değilmişsiniz gibi gözleri ötelere dalar. Yok Bir Şeyci; Ne sözlü karşılık, ne sözsüz karşılık, hiçbir şey yok, yok bir şeyciden başka ne beklenir ki? Sözlü ya da sözsüz bir geri bildirim vermeyen, karşısındakinin motivasyonunu olumsuz etkileyen, durgun bir tarzları vardır. Birisi Yok Bir Şeyci Tavrına Girdiğinde Amacınız; Onu konuşmaya ikna etmek olmalıdır. Eylem Planı; Yeterince zaman planlayın. Açık uçlu sorular sorarak cevap bekleyin. İşi şakaya vurun. Tahmin yürütün. Geleceği gösterin.
  • Bilgisi ve Deneyimi Yetersiz Olmasına Rağmen Kendisini İyi Sananlar
  • Öncelikleri belirlemede beceri sahibi olamayanlar
  • Hatasını olgunlukla kabul edemeyenler
  • Sürekli açıklama yapıp kendisini temize çıkarmak isteyenler
  • Yavaş düşünen ve hareket edenler.
  • İşleri karıştıranlar
  • Hiç konuşmayanlar
  • Bilgiyi zorla ağzından aldığınız kişiler
  • Yanlış anlamakta ısrar edenler
  • Karşısındakinin söylediklerine önem vermeyenler
  • Konum farklılıkları nedeniyle görüşürken o farkı hissettiren kişiler
  • Karşılarındakine saygı göstermeyenler.
  • Empati kuramayanlar
  • Her zaman ben haklıyım diyenler
  • Yavaş hareket eden ve birçok defa tekrar edilmesi zorunda kalınan insanlar
  • Sadece kendi yaptığı şeyin önemli olduğunu düşünenler
  • Sürekli olaylar ve etrafındakiler üzerinde kontrol oluşturmaya çalışanlar
  • Zorbalar
  • Pasifler/ Edilgenler
  • Egosu Tavanı Delip Geçenler
  • Her Zaman Ben Haklıyım Diyenler
  • Dinlemeyi Bilmeyip Sürekli Konuşanlar
  • Suistimal Edenler
  • Seni Sadece İç Dökme Amacıyla Kullananlar
  • Sürekli Sorun Anlatanlar
  • Sadece Eksiklerinizi Görenler
  • İşi Düştüğü Zaman İlgi Gösterenler
  • Sürekli Mağdur Görünüp Sizden Geçinenler
  • Geri Adım Atmayı Bilmeyenler
  • Sürekli Kendini Övenler
  • Empati Kuramayanlar
  • Tehdit Edenler
  • Yalan Söyleyenler
  • Tahrik Edenler
  • Israrcılar
  • Sürekli Yakınıp Negatiflik Saçanlar
  • Duygu Sömürüsü Yapanlar
Etiketler
Daha Fazla Göster

Atlas Çözüm

Uzman Psikolog Ebru ÖZATLAS | Araştırma, Eğitim, İletişim, Yönetim & Gelişim Uzmanı - Aile & Boşanma Süreci Danışmanı/ Arabulucu - Terapist

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı